Bakıcı mı Yuva mı?

Bakıcı mı Yuva mı?

Bakıcı mı Yuva mı?

Yüzyıllardan beri süren bir dilemmadır bu. “Bizim bakıcı yine kaçtı, sizin tanıdık var mı?” ya da “Küçücük çocuk okula gider mi?, onlar bakamazlar” gibi. Çocuk sahibi olmadan evvel çevremdeki pek çok kişinin bakıcı problemlerine fazlasıyla şahit olduktan ve de birtakım kreşleri kendi gözümle inceledikten sonra bu konuda görüşüm daha da netleşti.

Kesinlikle Yuva!

Ben bakıcı olayının biraz da gelenesel kültürden mütevellit popüler kültüre taşındığını düşünüyorum. Biri hamile kalmasın, hemen şu yorum geliverir: “Bakıcı aramaya şimdiden başlayın!”

Peki bu bakıcı kültürünün sebebi nedir?

Açıkçası benim deneyimlediğim bu bakıcı kültürünün bir kaç temel sebebi var:

1) Rahat-alan kaybı korkusu: Başka bir deyişle eski hayat standardını kaybetme korkusu. Bu kategoridekiler genelde yatılı bakıcı olayına girer. Oyun, mama, alt değiştirme, uyutma vs gibi aktiviteler bakıcıya havale edilir. Bakıcı bir noktada evin de hizmetlisi olduğu için bu yola girenler işten eve gelip pişmiş yemek bulma ve kendi özel zaman ve alanlarını sürdürme rahatını tattıklarından dolayı kolay kolay vazgeçemezler bu rahatlıktan. Pahalı bir yoldur.

2) 1-1,5 yaşında bir çocuğun yuvaya gidebileceğinin farkında olmamak: Böyleleri ile de tanıştım ve de çok şaşırdım. Onlar da bunu öğrenince çok şaşırdı. Zaten o zaman anladım ki, hele bir de kayınvalideler ve anneler işin içinde değilse, bakıcının tek çözüm olduğu sanrısı toplumda ciddi yer etmiş.

Yuvaya giden kızımın, yuvaya giden hem diğer çocuklarla, hem de bakıcıların baktığı çocuklar ile kurduğu ilişkileri yıllardır gözlemliyorum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

“Bakıcıların baktığı çocuklar park ve oyun alanları gibi diğer çocuklarla sosyal ilişki kurmaları gereken alanlarda aynı yaşta yuvaya giden çocuklara göre çok başarısızlar.”

Örnek vermek gerekirse bakıcıların baktığı çocuklar, oyun parkında sırasını alan bir çocuk, ya da kendisi ile konuşmaya çalışan, ondan birşey isteyen bir çocuğa karşı direk ilişki kurmak yerine çoğunlukla bakıcısına, ya da ebeveynlerinden destek istiyor. O an yaşadığı sorunu kendi çözmek ve sosyalleşmek yerine hemen anne babasına ya da bakıcısına eskale ediyor. Neden? Çünkü evde bakılan çocuğun diğer cocuklar ile birarada zaman geçirmesi, sosyalleşmesi, oyun oynaması ve ilişki geliştirmesi imkanı yok. Çocuk, evde ne gördüyse tekrar ediyor. Malesef haftada birkaç kez gidilen çocuk bahçeleri de evde bakılan çocukların bu tarz sosyal ilişki geliştirmeleri için yeterli olmuyor.

Sadece beşeri ilişki değil, yuvaya giden çocuk konuşmayı,kurallarara uymayı, düzeni, çok çeşitli oyunları ve bunun gibi daha pek çok değeri hızlıca ve diğer yaşıtları ile birlikte öğreniyor, yetenekleri ve ilgi alanları ortaya çıkıyor, bu da ebeveynler için çocukların geleceğini planlayabilmek adına pahabiçilmez bir kılavuz ve referans oluyor.

İşini son derece iyi yapan bakıcıları tenzih ederek, yine de ne kadar iyi olursa olsun, çocuğun gelişim ve eğitimini tek başına bir kişiye, hele bu kişi evde temizlik, yemek vs işleri de yapıyorsa, emanet etmek bana pek akıllıca gelmiyor. Üstelik bakıcılar yuvalardan daha pahalı! Bir de çok tanımadığınız, yalnız bırakmak durumunda kaldığınız stres dolu anlar, gazetelerde okuduğumuz skandal bakıcı haberleri ile birleştiğinde çok zor durumlara gebe oluyor.

Uzun lafın kısası, bir bakıcı olayına hiç girmedik ve yuvanın çok faydasını gördük ve gözlemledik. Sizlere de tavsiye ederim.

Esenlikler dilerim.

Published in Bakıcı, Gelişim, Okul
1 Yorum
  1. KAYGILI BABA 2 sene önce

    DeryaBaba… Can baba… Ne güzel yazmışsın. Kreş gerçekten bakıcıya göre daha doğru bir seçim. Ancak kreşi de iyi seçmek, takip etmek çok önemli. Ellerine, düşüncelerine, tecrübelerine sağlık.

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

İletişim Formu

Aşağıdaki form alanına adınızı, email adresinizi ve mesajınızı yazarak bize ulaşabilirsiniz.

Gönderiliyor

©2018 Babalar.net

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account