Neeeee??? Sen Altına Mı Yaptın Baba?

Herkese Merhaba,

Hoşuma gideceğini düşünerek bugün yukarıdaki resmi paylaşmış bir arkadaşım benimle. Twitter üzerinden resmi asıl paylaşan Bilal’i, “Babbayim.ben” hesabım üzerinden ben de takip ediyorum ama bu paylaşımını kaçırmışım. Zaten sosyal medya olayından bir süredir uzağım. Mahremiyet sebebiyle tam ismini kapattım. Resmin altındaki yazıyı okuyunca ise, tabir-i caizse parmaklarım dile geldi. Yine çok hislendim ve sizinle bir şey paylaşacak olmanın heyecanıyla klavyenin başına geçtim.

Öncelikle buna benzer kendi hikayemden biraz dem vurayım. Tamamen benim hatam. Kızım benimle birlikte olduğu bir akşam geç saate kadar çok fazla sıvı tükettik. Ve kendisini tuvalete yönlendiremeden kızım uyuya kaldı. O benim herşeyim. Nasıl güzel uyuyor anlatamam. Aslında bu gibi durumlarda olası bir kazayı engellemek için o uyuduktan sonra yaklaşık 1,5 saat bekliyorum ve onu tuvalet için kaldırıyorum. Ama bu sefer ben de sızmışım yorgunluktan. Sabah 05.30 gibi gözlerimi panikle açtım. Acaba yatak ıslak mıydı? Hemen elimle benim biriciğim melek gibi uyurken, onun yattığı yeri kontrol ettim. Kupkuruydu. Sabah 05.30 ya saat. Korktuğum başıma gelmemiş diye rahatladım ve uyumaya devam ettim. Sabah 08.00’de kalktığımda ise yatak sırılsıklamdı. Benim güzelliğim çok utandı. Ağlamaya başladı (Ayyyy… Kıyamam… İnanın yazarken, o sabahı tekrar yaşıyorum ve onu ne kadar özlediğimi farkediyorum. Gözlerim doluyor.). Eylemi yapan o olsa da; olayın kontrolsüz kalmasına ve gerçekleşmesine sebep olan dolaylı olarak bendim. Sorumluluk bana aitti. Hemen müdahele ettim. Dedim ki:

– Kızım niye ağlıyorsun? Ne oldu şimdi?

– Yaaaa baba. Altıma kaçırmışım. Yatak ıslanmış. Baksanaaaa. Babacığım yanlışlıkla oldu. Çok özür dilerim.

O böyle üzüldükçe ve yaptığının farkında olarak utanıp, bu cümleleri kurdukça yüreğime taş oturdu.

– Kızım seninle ne alakası var? Dün gece ben yatmadan çok su içtim. Bir de koca bardakta seninle Smoothie yapıp, içtik ya… Sonra uyuyakalmışım işte. Tuvalete gidemediğim için ben yapmışım altıma.

– Gerçekten mi baba? Bu yaşında altına mı kaçırdın?

– Ne olacak kızım. Yapacak bir şey yok. Olur böyle şeyler. Ama ne oldu biliyor musun bir dahakine daha dikkat etmem gerektiğini öğrendim.

Benim minik cırcır böceğim nasıl mutlu… Nasıl keyifli… Duşa soktum hemen… Yıkadım onu. Yeni kıyafetler giydirdim. Yatak örtülerini hemen makineye attım. Sabunlu bezlerle yatağı sildim. Sonra kıyafetlerini de yıkadım. Bir baktım bizimki o sırada dedesine, babaannesine beni anlatıyor.

– Dede biliyor musun babam altına yapmış gece.

Babaannesi soruyor:

– Kızım, baban niye yatak örtülerini söktü, yıkıyor. Bir şey mi oldu?

– Eeevett… Babam altına yapmış gece. Bütün yatak ıslanmış. Benim pijamalarım bile sırılsıklam olmuş.

– Olsun canı sağolsun babanın. Hasta olmuş demek ki…

– Yok hasta olmamışşş… Çok su içtikten sonra uyuyakalmış. Tuvalete gitmediği için altına yapmış.

İlk 1-2 seferde sorun etmedim. Ama zillinin susacağı yok. Her arayana beni altıma yaptığımı söylüyor. Hafif hafif bozulmaya başladım ama çaktırmamaya çalışıyorum. Halası telefonla aradığında, sohbet ederlerken beni sormuş:

– Hala biliyor musun babam dün gece altına yapmış. Yatağı görmen lazım. Çok ıslanmış.

Tabii halasında da, dedesi ve babaannesine benzer tepkiler.

– Başlarım böyle işe… Sen işedin len altına? Ben değil!!!

diye haykıracağım. Nereye haykırıyorsun. Yok öyle bir şey. Şunun keyfine bak. Sen çizilen karizmanı sonra toparlarsın. Zaten muhtemelen, ümit ediyorum herkes işin aslını tahmin ediyordur??? Yaaani??? Elbette??? Tabii canımmm??? Ev halkıyla, kovboy filmlerindeki kasaba meydanında yapılan düello sahnesindeki gibi gözlerimizi kısmış vaziyette birbirimizi kesiyoruz. Ortam çok gergin. En azından benim için…

Yukarıdaki resme iyi bakın. Dünyayı bu vizyondaki babalar, anneler ve ebeveynler değiştirecek. Bu biraz abartılı mı sizce? Peki neden böyle düşünüyorsunuz? Çünkü bu, sizlerin de çok iyi bileceğiniz üzere;

– yukarıdaki örnekte görebileceğiniz üzere tuvaletini altına kaçıran çocuğu için -kendi içine düşeceği durumu düşünmeksizin- kendi altını suyla ıslatarak hatayı paylaşmaktan gocunmayacak,

– bunun herkesin başına gelebilecek bir olay olabildiğini vurgulayacak ve

– çocuğunun ruh sağlığının durumdan etkilenmemesi için azami özen gösterecek ve genel olarak bu tarz olaylara bu şekilde bakabilecek ebeveynlerin

sadece eğitim düzeyleriyle alakalı bir durum değil. Bu vizyona sahip olan kişilerin, aynı zamanda;

• çocuk sevgisine sahip,

• kendi çocuklarını sahiplenen, kollayan

• onlara saygı duyan,

• onların yaşları kaç olursa olsun birer birey olduğunu kabul eden (Mesela bu çok önemli. Gelişmiş toplumlarda 2-3 yaşlarındaki çocuğunuzla restauranta gittiğinizde sanki o kendi başına yemek yiyebilir, çatal bıçağı kullanabilirmiş gibi onu da dahil ederek sizin için bir masa ayarlarlar ve ona da kendi yemek servisini açarlar.),

• duygusal gelişimlerine de, fiziksel gelişimleri kadar önemseyen,

• onlar hata yaptıklarında, yanlış davrandıklarında bunu onlara nasıl ifade ettiklerine, onların kırılmamasına önem veren ve

• içlerinde özellikle merhamet dahil birçok insani değeri ve evrensel doğruyu

barındıran kişilik profillerinde olmalarını bekliyoruz. Bu sadece çocuklarla ilgili doğru duygulara ve davranış modellerine sahip olmakla da sınırlı değil. Bu tipteki insanların doğaya, tüm canlılara, dünyanın öbür tarafında hiç tanımadığı insanlara bile değer vermeleri de bizi hiç şaşırtmayacaktır. Ve bakarsanız bu insanlar toplumda ne kadar az!!! Zaten koca dünya üzerinde kaç kişi var ki bu özellikleri sağlayan??? Yani esasen doğru davranışın, doğru ebeveyn, doğru insan olmanın ve dünyayı değiştirecek anlayışın ne olması gerektiğinin farkındayız ancak toplumun genel yapısını, hayatın karşımıza çıkardıklarını, insanların olaylar karşısındaki pervasız, umarsız tavırlarını gördükçe; dünyanın olumlu yönde değişme olgusunun, ütopik bir düşüncenin ilerisine geçeceğine bir türlü kendimizi inandıramıyoruz. Oysa ne var biliyor musunuz? Bu insanlar hala var. Ve hep bir şekilde var olmaya devam edecekler. Aynı Ying Yang’taki “Siyah”ın karşısındaki “Beyaz” gibi… Yıldız Savaşları’ndaki İmparatorluk Birlikleri’ne karşı direnen Cumhuriyet Askerleri gibi… Evlatları konusunda doğru düşünebilen ve bu yukarıda yazdığım olumlu yaklaşımlara sahip insanların; diğerlerine oranı nedir inanın hiçbir fikrim yok. Ama bu bakış açısını benimsemiş olan insanların yetiştirdiği çocuklar, kendilerine güvenleri tam, mutlu, büyüdüklerinde çevrelerindeki şartların farkında olan ve hayatı tanıyan iyi kalpli, ahlaklı, merhametli, vicdanlı ve değerleri olan bireyler olacaktır. O kesin. Üzerinde yaşadığımız ve birbirimizle paylaştığımız sadece dünya değil, uğruna mücadele ettiğiniz, emek verdiğiniz ne olursa olsun; güzelleştiğini izlemek paha biçilemez. Buna en çok etken olacağınız ise; karakter hamurunu ellerinizle yoğurduğunuz, rol model olduğunuz evlatlarınızın yukarıda bahsettiğimiz evrensel ve doğru değerlerle yetişmesi. Umarım hep birlikte bunu başarır, o günleri yaşarız.

Sevgiyle Kalın ve Hep Gülümseyin…

Published in Genel
2 Yorum
  1. İbrahim Yıldırım 4 hafta önce

    Merhaba, yazının yaşanmış bir örnekten yola çıkarak çocuk yetiştirme konusunda insani değerlere vurgu yapması çok güzel, böylece bireysel olan evrensel olanla kucaklaştırılmış, tebrik ediyorum. Yazının yönünü değiştirmeyecek olsa da son zamanlarda sıkça benzerlerini gördüğüm örnek konusunda bir şey söylemek istiyorum. Çocuk üzülecek diye gerçeği çarpıtmak, hatta çocuğa yalan söylemek yerine çocuğa doğruyu söylerken böyle şeylerin bu yaşlarda olabileceği, yatmadan önce tuvalete gitmeyi bundan sonra unutmamak gerektiği, o yaşlarda ben de yapmıştım şeklinde bir açıklama bana daha doğru bir yaklaşım geliyor. O yalanla birlikte çocuğa verilen mesaj neler olabilir, ben babamdan bile mükemmelim, ilerisi için çok tehlikeli değil mi☺️

  2. Yazar
    KaygılıBaba 1 hafta önce

    İbrahim Bey Merhaba,

    Tebriklerinizi de, eleştirilerinizi de keyifle kabul ettim. Bu konuyla ilgili birkaç psikologtan ayrı ayrı görüş aldım. 2 tanesi aynı sizin düşündüğünüz gibi yazmış fikrini. Hatta çok moralim bozuldu. Yanlış birşey yapmanın ötesinde bunun yanlış olduğunun farkına kendim varamadığım için. Zaten aslında ben de normalde sizinle aynı fikirdeyim. Ama sonra 1 psikolog daha fikir beyan etmiş. Ve demiş ki:

    – Böyle insani bir tepkiyi veremediğim için kendime kızdım. Harika bir davranış modeli.

    Benim de daha önce gelen yorumlardan canım sıkkın ya… Moralsiz bir şekilde:

    – Ama ben hatayı üstlendim. Yalan söyledim kızıma. deyince

    – Kaygılı Baba sizin de belirttiğiniz üzere hatayı yapan kızınız değil ki, sizsiniz. Kızınıza yatana kadar sürekli sıvı takviyesi yaparak; onun fiziksel olarak böyle bir olayı yapmasına sebep olan sizsiniz. Kızınız bu kavramlara o kadar yakın olmayabilir. Suç sizin zaten.

    Bakın bu açıklama beni sadece rahatlatmadı. Yazdığım yazıda gerçekten kendi ellerimle belirttiğim üzere buna sebep olan ben olduğumu hatırlattı. Üzerine atıl bir suç bırakmadığımı ve aslında doğru bir baba olduğumu… Öbür türlüsü iftira olurdu. Lütfen bir de böyle bakmaya çalışın. Umarım bana hak vereceksinizdir.

    Sevgiler,
    Kaygılı Baba

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

İletişim Formu

Aşağıdaki form alanına adınızı, email adresinizi ve mesajınızı yazarak bize ulaşabilirsiniz.

Gönderiliyor

©2018 Babalar.net

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account