YETMEZ AMA ÖNEMLİ !!! BABA BEBEK BAKIM ODASI

Baba olmak zor iş. Gerçekten mücadele ettiğin şeyler, verdiğin hayat kavgası dışında; Don Kişot misali değirmenlerle savaşıp durursun. Kimseye yaranamadan, geçer koca bir ömrün. Yine neler sıktı canımı hemen söyleyeyim. Bir tane zincir ucuzluk marketi, kendi markası olan peynir ve zeytin için reklam filmi çekmiş/çektirmiş. Televizyonlarda dönüyor. Yumurta bile kıramayan, kırdığında kabuklarıyla tavaya düşüren koca/baba figürü ve karşısında ona gülen annesi ile eşi??? Anlamsız yani. Bunların dışında İnstagram’da ciddi takipçi sayısı olan anne bloglarının bir kısmında öyle paylaşımlara denk geliyorsunuz ki tepki duymamak elde değil. Bunun benzeri bir paylaşımı hatta çok meşhur bir babanın ve takip ettiğim başka bir baba hesaplarında da gördüm. Sinirim tepeme fırladı. Neymiş? Bir resmin içinde kadın, eşinin arkasından ortalığı nasıl dağıttığına dair ellerini kaldırmış tepki gösterirken; tezgahta olan lazımlık??? içine yanlışlıkla koyduğu hindi’yi bebeğinin biberonu ile beslerken, yanındaki tencereye koyduğu çocuğunu da karıştırmaya çalışıyor. Sıkı durun şimdi. İfade aynen şöyle: “Babalık bitmeyen bir acemilik???” OT Dergisi’nden Murat Menteş yazmış galiba. Ben bu bloğu kimseyle kavga etmek için açmadım ama böyle yavan bir genelleme yapan ifadeye dayanamıyorum. Yaw biz bu kadar beceriksiz, ilgisiz, eli ayağına dolaşan kişiler değiliz. Süreklilik arzeden acemi falan hiç değiliz. Biraz kendinize saygınız olsun. Sayımız az olsa da umursayan babalar olarak kendimizi paralıyoruz çocuklarımız için neyi daha iyi yapabiliriz diye.

Kızıyorum böyle paylaşımlara. Anlatsam roman olur tarzı. Başladım mı sonu gelmez. En iyisi biraz sakinleşip, gelelim tekrar yazının başına. Baba olmak zor iş. Neden? Çünkü babalık maalesef cinsiyetle de kısıtlanmakta. İstanbul’dan, Kuzeybatı’ya doğru yola çık. 300 km. ötedeki sınır kapılarından geçtiğinde, gördüğün medeniyete öyle bakarsın aval aval. Dikkatinizi çekerim. “Gelişmişlik” demiyorum, “Medeniyet” diyorum. Sende ne eksik, onlarda ne fazla olduğunu bilmediğin; kendine, milletine hiçbir kusuru konduramadığın için de; farkına varman, umursaman mümkün olmaz. Bilmeden, fikirlerini geliştiremeden öyle geçirirsin hayatı. İşte burada müthiş bir çatışma yaşıyorum. Bakın bütün bunları yazıyorum ama örneklemeye gittiğim zaman aynı hassasiyetin benim için de geçerli olmadığını söyleyemiyorum. Çünkü sosyolojik olarak ele aldığında maalesef toplumumuzdaki eksiklikleri, beğenmediğimiz Yunanistan ve Bulgaristan’a göre bazı olaylara bakış açımızdaki ve algılamamızdaki farklılıkları ben de farkediyor ve kendi toplumumdaki geri kalmışlıktan tedirgin oluyorum. Yukarıda gördüğünüz resim, Küçükyalı’da yakın zamanda açılmış olan Hilltown Alışveriş Merkezi’ndeki bebek bakım odalarından birinin kapısındaki tabela.

                                                                                                          “Baba Bebek Bakım !!!”

Şöyle bir göz ucuyla kafayı uzatarak baktım. İçeride yan yana bebeklerin altını değiştirmek için tezgahlar var. Yarı açık kapıdan ancak bu kadar görebildim. Harika bir düşünce. Öncelikle şunu vurguluyor. Emzirme dışında kalan bebeğin ve/veya çocuğun diğer ihtiyaçlarını karşılamak, annenin olduğu kadar babanın da sorumluluğu. Trompetler çalıyor yüreğimde. “İşte bu!!! İşte bu!!!” diyorum içimden. Baba artık “odun”, “kalas” olarak kabul edilmiyor toplumda. Toplumumuz değişiyor. Toplumumuz ileriye yol alıyor. Medeni bir seviyeye gelmek için engeller ortadan kalkıyor. Sanki 30 Ağustos Zafer Bayramı stad kutlamalarının tam ortasındayım. Evet evet… Yanlış duymadınız. Eskiden milli bayramlarımız stadlarda, coşkuyla kutlanırdı. Farklı farklı liselerden binlerce sporcu, dansçı ve müzisyen genç; hazırladıkları muhteşem gösterileri, coşkuyla onları tribünlerden izleyen insanlara sunardı. O da başka bir medeniyet belirtisiydi. Maaleseef yitirdik. Sorun ailelerinize, anlatsınlar size. Nasıl geçerdi o bayramlar. Neyse bu gelişmeye nasıl mutlu oluyorum anlatamam. “Baba Bebek Bakım Odası!”… Nasıl da havalı bir isim. Ama sonra aklıma geliyor. Buradaki esas sorun, babalara ait farklı bir oda yaratmak değil ki. Daha doğrusu olay sadece anne ve babanın kendi hemcinsleri ile aynı odada bulunması sayesinde daha rahat hareket etmesini sağlamak değil ki… Esasen toplumdaki dejenerasyon korkutuyor insanları. Niyetlerinin ne olduğunu bilmediğiniz, sınırlarınız dışında kalan insanlar. Bakıcılar neden çoğunlukla kadın??? Ana okulu öğretmenleri??? Çünkü düşünce yapısında kızınız soyunurken, kızınızın üstünü değiştirirken, başka bir yabancı erkeğin onu görmesi çok tercih ettiğiniz bir şey değil. Bu erkek, aynı yaşlarda başka bir çocuğun babası bile olsa. Kızımı jimnastiğe götürüyorum. 2 tane soyunma odası var: “Kadın Soyunma Odası”…”Erkek Soyunma Odası”… Şimdi ben, baba halimle yanımda kızım; kızlar soyunma odasına giremiyoruz. Diğer kızların annelerinin bu tercihini de çok çok iyi anlıyorum. Gözlerimi kapatsam bile varlığımdan rahatsız olacaklar. Zaten o anda yanlarındaki erkeği göz hapsine almalarından kan ter içinde kalıyor insan. Eeee… erkek soyunma odasına da gidemiyoruz. Çünkü orada da benimle aynı vasıfta olan “Baba”lar var. Yani başka “ERKEK”ler… Çaresiz herkesin çıkmasını bekleyerek kullanıyoruz soyunma odalarını. İnanın bazı alışveriş merkezlerinde var olan aile tuvaletlerini fikir olarak düşünüp, ortaya çıkaranlar için dua ediyorum. Peki çocuğun cinsiyeti ile ebeveynin cinsiyetinin farklı olduğu bu durumlar için çözüm ne? Çözüm kabin sistemine geçmek. Soyunma, alt açma, üstünü değiştirme için aile kabinleri yapmalıyız. Soyunma odalarında bulunan bireysel duş alanlarının daha büyükleri gibi. O zaman ebeveyn cinsiyetinin, çocuğunun cinsiyetinden farklı olmasının çok bir önemi olmaz. Bunların hepsi benim ütopik düşüncelerim. Ama Baba Bebek Bakım Odası’nın düşünüldüğü ve uygulamaya konduğu bir zamandaysak eğer; benim önerdiğim çözümlerin yakın zamanda gerçek olmaması için bir sebep göremiyorum. Daha ileri, medeni bir toplum olmaya… Stadlarda nice güzel insanların hazırlayıp, sunduğu; nice güzel gösterilerle dolu; nice “30 Ağustos”lar kutlamaya…

Sevgiyle Kalın ve Hep Gülümseyin…

Published in Genel
2 Yorum
  1. Ayça 2 ay önce

    Bir anne olarak o kadar destekliyorum ki..Erkekler beceriksiz değildir,ben doğum yaptım ve hastane de dahil doğum izninin tamamında sadece eşim baktı bana ve kızımıza..Hilltowndaki sistemi görünce gözlerim doldu ama hep bir eksiklik hissediyordum KABİN sistemi şahane bir fikir.Bu konuda change org da bir imza kampanyası açmaya ne dersiniz?

  2. Yazar
    KaygılıBaba 1 hafta önce

    Ayça Hanım Merhaba,

    Öncelikle yazıya ilgi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Mesaj yazdığınız için 2 kere teşekkür ederim. Ayrıca 2 ay üzerine bunu farketttiğim ve yanıtladığım için çok üzgünüm. Normalde sıklıkla kontrol ediyorum. Ama yorumunuzu nasıl olduysa kaçırmışım. Bugünün babaları kesinlikle beceriksiz değiller ve çocuklarına da inanılmaz düşkünler. Tek sorun toplumda özellikle anneler arasında hala “Erkek başaramaz.” önyargılarının fazlalığı. Hadi birşeyler başarabildiğimizi gösterelim dediğimizde; bebek bakım odasına girdiğiniz anda üzerinizde genelde annelerin: “Ne işi var bunun burada?” bakışları… Bu yüzden olumlu bir gelişme bu uygulama. “Kabin” çözümünü beğenmeniz de beni çok onure etti. Change.org’da böyle bir kampanya başlatmayı siz söyleyene kadar akıl etmem mümkün değildi. Bu harika fikir için de çok teşekkür ediyorum.

    Sevgiler

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

İletişim Formu

Aşağıdaki form alanına adınızı, email adresinizi ve mesajınızı yazarak bize ulaşabilirsiniz.

Gönderiliyor

©2018 Babalar.net

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account