Tek Çocuk Hiç Çocuk, İki Çocuk Çok Çocuk!

Tek çocuğa zor diyenleri şuraya doğru alalım 🙂 

Evet, kardeş önemli dedik şu dedik bu dedik, bir şekilde bu işe girdik. İki çocuğun olayı tek çocuktan biraz daha farklıymış doğal olarak. Öncelikle evde bir bakıcı ya da uzun dönem anne ya da kayınvalide varsa bile profesyonel bir iş bölümü gerektiriyor iki çocuk. Biz hiç bakıcı düşünmedik. Bakıcı konusundaki görüşlerimi başka bir yazıda ayrıntılı olarak yazacağım. Tabi ki tek çocukta da eşe destek olmak önemli, ama iki çocuk olunca, çocukların dinamikleri de birbirinden farklı oluyor. Örneğin bizde büyük olan kızın anne ya da babadan herhangi birine belirgin bir düşkünlüğü olmamasına ragmen 2 numara oğlan inanılmaz anne düşkünü. Böyle olunca hem kardeşler arası kıskançlık hem de annenin serbestisini yönetmek konuları biraz daha önem kazanıyor.

Bizim durumumuzda kardeşlerin arasında 3 yaş var. Şu an 1 ve 4 yaşındalar ve henüz aktif olarak birbirleriyle oynama aşamasına gelmediler. Bu şekilde olunca ikisi de ayrı ilgi beklediği için özellikle çalışan anne ve/veya babaların evde oldukları saatleri her iki çocuğa da ilgi göstermek adına iyi yönetmeleri gerekiyor. Örneğin gece yatarken büyük olana kitap okuma görevini gün aşırı değişmeli olarak anne ve babanın yapması bence çocuğun hem anne hem babaya olan bağını kuvvetlendirmek açısından çok önemli.

Kaç çocuk olursa olsun netice itibarı ile istedikleri tek şey saf sevgi. O da insanoğlunda kainat vesilesi ile sonsuz miktarda var. Sevginizi esirgemeyiniz efenim.

 

Sevgiyle kalın.

Published in Kardeş
2 Yorum
  1. KaygılıBaba 3 sene önce

    Gerek ev içinde, gerekse dışarı ortamlarda çocuklarla ortak geçirilen zamanla ilgili aktivitelerin ve sorumlulukların ebeveynler arasında paylaşılması kesinlikle bana göre de çok önemli. Bu sayede çocuk/çocuklar; ebeveynleri aynı ölçüde sevebilir ve herhangi biriyle yalnız kaldığında yadırgamadan zaman geçirebilir.

  2. KaygılıBaba 2 sene önce

    Vallahi Derya Baba ben bu yazıya bayıldım. Hatta cevap bile bıraktım sanıyordum ama sanırım cevabı sadece kendi aklımın içinde vermişim. Bu yönlendirmelerin ilerisi için çocukların kişilik gelişimi, ve psikolojisi adına nasıl olumlu sonuçları olacağı zaten aşikar. Bir de sebze yemeklerini severek yemelerine sebep olan yöntemlerden biri oluyorsa ne mutlu. O zaman ben de bunun farklı bir versiyonunu anlatayım. Yaşça ablasından daha küçük olan ve o zamanlar henüz sebzeyi sadece püre olarak yiyebilen Aras’ta denediğim birşeydi hatırlarsın. Aras, senin yedirmeyi denediğin sebze püresini sürekli olarak reddedince; kendim için söylediğim çilekli pastadan çok küçük bir parçayı çay kaşığının ucu ile dudaklarına değdirmiştim. Önce çok emin olamamıştın, hatta müdahale etmek istemiştin ancak sonra sebze püresinin yarısından çoğunu yedirince beni takdir etmiştin. O zamanlar böyle çözümler de bence mübah. Bunu böyle yazıyorum. Biri çıkıp derse; “Böyle şey mi olur?”. O da kabulüm. Neticede süreklilik durumlar bunlar. Bunun dışında kızıma ilk enginarı ben yedirdim. Bunun hikayesi de başka bir yazı olsun. Yazı için ellerine sağlık Derya Baba. Yemek için ellerinize sağlık Aryacığım ve babası. Mucukkksssss…

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

İletişim Formu

Aşağıdaki form alanına adınızı, email adresinizi ve mesajınızı yazarak bize ulaşabilirsiniz.

Gönderiliyor

©2020 Babalar.net

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account